Bir Kitap On Alıntı #1 Shakespeare – Hamlet

Uzun zamandır okumak istediğim ancak ertelediğim bir şair ve yazardı Shakespeare. Kasım ayının ilk yarısını Shakespeare’in Hamlet’ine ayırdım. İlk kez okuyacak olmanın verdiği heyecanla başladım ve tahmin ettiğimden çok daha fazla keyif aldım.

Shakespeare gerçek bir söz söyleme ustası. Şöyleki kitabın çevirmeni Sabahattin Eyüboğlu, Çevirenin Sözü bölümünde çeviriyi yaparken hangi çevirmenlerden faydalandığını belirtip şu cümleleri sarfetmiş. “…Bu kişilerin yardımıyla asıl metni kavramaya çalışıp ondan sonra kendimce karşılık arıyordum. Böylece her çeviricinin Shakespeare’i bir başka hale soktuğunu gördüm.” Bakalım ben, siz Shakespeare’i okurken ne hallere sokup, hangi hallere gireceğiz. Hadi şimdi gelelim altını çizdiğim on cümleye:

  • Bir insana insan mı denir bütün işi yemek ve uyumak olursa dünyada yalnız? Hayvan denir böylesine! Ne iştir bu Tanrım?
  • Şimdi olacak bir şey yarına kalmaz, yarına kalacaksa, bugün olmaz. Bütün mesele hazır olmakta…
  • Nasıl yüzüm kızarmasın görünce karşımda on binlerce insanın yakın ölümlere gittiğini? Bir esinti uğruna, şan olsun diye, mezara gidiyorlar yatağa gider gibi. Birkaç dönüm yer savaşıp alacakları, orduların kılıç oynatmasına elvermez, ölülerin gömülmesine yetmez bir avuç toprak. Ey düşüncem, bundan böyle ya kana boyan ya da beş para etmediğine yan.
  • İki bin can, iki çuval altın harcansa, yine çözümlenmeyecek entipüften bir mesele. Rahatlığın, zenginliğin çıkardığı bir çıban bu! İşliyor, patlıyor içinden ve insan bilmiyor niçin, neden öldüğünü…
  • En acı söz ninni gibi gelir sersemin kulağına.
  • Güven bana! Sözler soluk, soluk da cansa canım çıkmadan bir tek söz çıkmaz ağzımdan.
  • Sevgi mi kaderi kovalar, kader mi sevgiyi? Daha kimseler çözemedi bu bilmeceyi.
  • Kendi kendimize verdiğimiz sözü tutmak, en çabuk unuttuğumuz şeydir ne yapsak.
  • İnsan yapıyorum derken insanlığın berbat bir kopyasını yapmışlar.
  • Melek yüzü din, iman kisvesi takınıp şeytanı bile kafese koyabilir insan.

Müzik Arası #2 – Fazıl Say – İnsan İnsan

İnsan insan derler idi
İnsan nedir şimdi bildim
Can can deyu söylerlerdi
Ben can nedir şimdi bildim

Kendüzünde buldu bulan
Bulmadı taşrada kalan
Mü’minin kalbinde olan
İman nedir şimdi bildim

Takvâ ehlinin sattığı
Mü’minlerin ok attığı
Münkirlerin şekk ettiği
Güman nedir şimdi bildim

Bir kılı kırk yardıkları
Birin köprü kurdukları
Erenler gösterdikleri
Erkân nedir şimdi bildim

Sıfât ile zât olmuşum
Kadr ile berât olmuşum
Hak ile vuslat olmuşum
Mihman nedir şimdi bildim

Muhyeddin eder Hak kadir
Görünür her şeyde hâzır
Ayan nedir pinhan nedir
Nişan nedir şimdi bildim

Muhyiddin Abdal

Müzik Arası #1 – Evgengy Grinko – Valse

Tahminim Gringo’nun piyanosunun tuşlarından çıkan bu notaları daha önce bir yerlerde dinlemiş ve hatta merak edip araştırmış ve tekrar tekrar dinlemişsinizdir. Peki her dinlediğinizde ne iş yapıyor olursanız olun işinizi bırakıp, sizi ruhunuzdan çekip alıp bir yerlere götürüyor mu bu melodi? Geçmişinize, hatıralarınıza çekildiğinizi hissediyor musunuz? Sesini sonuna kadar açıp, gözlerinizi kapatıp o an sadece yalnız kalmak ve hatta sigara içmeseniz de “Bir sigara da ben yaksam…” diye iç geçiriyor musunuz? Akordiyonun da katılmasıyla birlikte içinizde bir yerlerde bir isyan çıktığını hissediyor musunuz? Hele bir de kemanların araya girmesiyle o isyanın haykırışa dönüşme çabası…

İşte bu notalarla hayat 3 dakika 37 saniye boyunca duruyor kalbimizde ve bize hissettiklerimizle birlikte yaşadıklarımızı anlatıyor. En derinden hem de…

Okuma Listem #1 – Anadolu Korku Öyküleri

Öykü okumayı sever misiniz? Peki ya korku öyküleri?

Bu öyküler kendi topraklarımızda geçiyorsa, Anadolu topraklarında… Hani çocukluğumuzda büyüklerimizden dinlediğimiz karabasanlar, cinler, gulyabaniler ve hayaletler bu öykülerin odak noktasıysa… Heyecanı daha da artıyor.

Fotoğraf temsilidir.

Küçüklüğümüzde zaman zaman gittiğimiz köyümüzde, büyükannemin evinin hemen karşısında ahşap ve harabe eski bir ev vardı. Benden beş yaş büyük kuzenim akşamları, yaz serinliğinde omzuna aldığı şalıyla anlatırdı bize kendi uydurduğu hayalet hikayelerini.

İşte Anadolu Korku Öykülerini okurken, geçmişe de gidip o günleri özlediğimi hissettim. Diğer taraftan birbirinden kıymetli Türk öykü yazarlarının yazdıklarıyla şöyle bir gerildim. Hatta iki-üç tanesiyle biraz da korktum bile diyebilirim.

Serinin ilk kitabıydı okuduğum. İkincisini de en kısa zamanda okumayı planlıyorum. Toplamda altı yazar ve altı öykü yer alıyor kitapta. Her bir yazarın dili oldukça açık ve anlaşılır. Hatta birçoğunda yöresel şiveli anlatım dili kullanılmış. Bolca zamanınız varsa bir günde rahatça bitirebilirsiniz. Gece okumanın daha keyifli olduğunu da söylemeden geçemeyeceğim.

Eğer okuyacak olursanız şimdiden iyi okumalar dilerim.

Bir Blog Klasiği: Merhaba Yazısı

Sanıyorum artık merhaba deyip, bir başlangıç yapmanın zamanı geldi de geçiyor.

Ben şimdilik Şeffaf Odadaki Yazarım. Şimdilik dedim çünkü, belki iki sene sonra Mavi Duvarlar Arasındaki Öğretmen olurum ya da Arka Bahçede Bir Okur. Arka Bahçe, hayalim olan uzun bir zamanın muhtemel sonu. Şeffaf Oda ise bugünüm.

Okurum, fırsat buldukça da yazarım. Hatta artık Arka Bahçemde okur ve yazarım.

En zoruydu belki merhaba demek ama artık bundan sonra her fırsatta burdayım.

Sevgiler